OECD'den Türkiye Ekonomisi İçin Kritik Uyarılar
OECD, Nisan 2025'te yayımladığı Türkiye Ekonomik Araştırması (Economic Survey) raporunda, ülke ekonomisinin karşı karşıya olduğu en kritik yapısal sorunları ve reform önceliklerini masaya yatırdı. Raporda, sürdürülemez dengesizliklerden kadın istihdamındaki düşük oranlara, yetersiz yeşil dönüşüm politikalarından verimlilik sorunlarına kadar pek çok başlıkta çarpıcı tespitler ve yol haritası sunuluyor.
- Enflasyonla Mücadelede Geri Adım Atılmamalı
- Kadın İstihdamı Düşük, Acil Reform Gerekli
- Yeşil Dönüşüm İçin Karbon Fiyatlaması Yetersiz
- Verimlilik Düşüyor, İnovasyon Desteklenmeli
- Gelir Eşitsizliği Yüksek, Sosyal Politikalar Zayıf
Büyüme Dengesiz, Enflasyon Hâlâ Yüksek
Rapora göre Türkiye son yıllarda kayda değer bir ekonomik büyüme yakaladı. Ancak bu büyüme enflasyon ve cari açık gibi dengesizliklerle birlikte geldi. Bu dengesizlikler sürdürülemez nitelikte. OECD enflasyon hedeflerle uyumlu bir düşüş eğilimi oluşana kadar sıkı politikaların sürmesi gerektiğini belirtiyor. Para politikasında gevşemeye gidilmemeli. Maliye politikası da aynı kararlılıkla yürütülmeli. Enflasyonla mücadelede kararlılık ekonominin bel kemiği olarak görülüyor. Politika gevşemesi kazanılan ivmeyi kaybettirebilir. Güven ortamı bozulabilir. Faiz ve döviz üzerinde baskı artabilir. Bu nedenle sıkı duruş vazgeçilmez. Reformlar da bu süreci desteklemeli.
- REKLAM -
Kadın İstihdamında Acil Reform Çağrısı
Raporun en dikkat çeken bulgularından biri, Türkiye'deki kadınların işgücüne katılım oranının %40,9 ile OECD ortalamasının (%66,7) oldukça altında kalması. OECD, bu durumu, ülkenin ekonomik potansiyelinin büyük bir kısmından feragat etmesi olarak değerlendiriyor.
Bu tabloyu değiştirmek için OECD şu önerileri sıralıyor:
- Uygun fiyatlı erken çocukluk eğitimi ve bakım hizmetlerinin (ECEC) yaygınlaştırılması: Kadınların iş hayatına katılımının önündeki en büyük engellerden biri olan çocuk bakımı sorununa çözüm getirilmesi.
- Babalar için devredilebilir ebeveyn izni getirilmesi: Ebeveynlik sorumluluğunun daha adil paylaşılmasını teşvik etmek.
- Çocuklu ailelere yönelik vergi avantajları sağlanması: Ailelerin ekonomik yükünün hafifletilmesi.
Uyarılar, Fırsatlar ve Yapılması Gerekenler
OECD'nin yayımladığı Türkiye Ekonomik Araştırması, sadece bir rapor olmanın ötesinde, ülkenin önümüzdeki on yıldaki ekonomik rotasını belirleyecek bir yol haritası niteliği taşıyor. Raporun en dikkat çekici yanı, Türkiye'nin son yıllardaki büyüme başarısını takdir ederken, bu büyümenin altındaki kırılganlıkları acımasızca masaya yatırması.
Büyüme rakamları ne kadar parlak görünürse görünsün, eğer enflasyon cephesinde kalıcı bir iyileşme sağlanamıyorsa bu başarının sürdürülebilirliği her zaman tartışmalıdır. Raporun bu noktadaki uyarısı açık ve nettir: sıkı para ve maliye politikalarından vazgeçilmemeli, aksi halde kazanılan tüm ivme bir gecede kaybedilebilir. Türkiye'nin enflasyonla mücadelesi aslında sadece fiyat istikrarını değil, aynı zamanda toplumun tüm kesimlerinin geleceğe olan güvenini de doğrudan etkiliyor. OECD'nin bu konudaki kararlılık vurgusu, belki de raporun en hayati mesajı olarak öne çıkıyor.
Yeşil dönüşüm ise raporun en sert uyarılarını içeriyor. Türkiye'de karbon fiyatı sadece 8 Avro iken OECD ortalaması 62 Avro. 2026'da devreye girecek AB Sınırda Karbon Düzenlemesi, Türkiye'ye yıllık 2,5 milyar Avro maliyet çıkarabilir. Rapor, karbon fiyatlamasının artık sadece çevresel değil, ekonomik bir zorunluluk olduğunu vurguluyor.
Son olarak gelir eşitsizliği, 0,427'lik Gini katsayısıyla OECD içinde en yüksek seviyelerde. Mevcut vergi ve sosyal yardım sistemi bu eşitsizliği azaltmakta yetersiz kalıyor. OECD raporu özetle Türkiye'ye bir ayna tutuyor: reformlar ertelenirse maliyet her geçen gün artacak, cesur adımlar ise hem ekonomik istikrarı hem de toplumsal refahı güvence altına alacak.